İstanbul’da En Çok Kar Yağan Yıllar
1929’dan bugüne kadar bazı yıllar oldu ki kar, hayatı yavaşlattı; sokakları, iskeleleri, tramvay hatlarını durdurdu. Ama aynı zamanda pencereden izlenen o beyaz manzaralar, mahallede edilen kar sohbetleri ve şehirdeki o tuhaf sakinlik hafızalara kazındı.
Şimdi, istatistiklerin ötesine geçip o yıllara dönelim ve İstanbul’u gerçekten “kışa teslim eden” o dönemlere kısaca göz atalım.

OCAK 1929
İstanbul’da en çok kar yağan yıllar olarak en eski bilinen 1929 yılı Ocak ayında yağan şiddetli kar. İstanbul, tarihinin en sert ve en zorlu kışlarından biriyle karşı karşıya kaldı.
Yaklaşık 55 gün boyunca neredeyse kesintisiz süren kar yağışı, hayatı durma noktasına getirdi. Boğaz’a buz parçaları sürüklendi, sokaklar kapandı ve birçok insan soğuk nedeniyle yaşamını yitirdi.
O dönemde yiyecek bulamayan yabani hayvanların şehre indiği, akşam olduktan sonra kimsenin güvenle dışarı çıkamadığı anlatılır.
Dondurucu soğuklar o kadar etkiliydi ki kasaplar etleri kesebilmek için testere kullanmak zorunda kaldı; mezarlıklar kar altında kaldığı için cenazeler hemen defnedilemedi. Bazı bölgelerde kar kalınlığı 4-5 metreyi buldu, evler neredeyse tamamen kara gömüldü, kapıların açılmadığı günler yaşandı. Yangınlar çıktı, mahalleler zarar gördü ve şehir uzun süre olağan hayatına dönemedi.
6 Ocak 1929’da başlayan bu büyük kış, İstanbul’un hafızasında “unutulmaz” değil; “acı ve ağır bir gerçeklik” olarak yer etti.
ŞUBAT 1954
23 Şubat 1954’te başlayan yoğun kar fırtınası, saatte 100 km’ye ulaşan rüzgârla birleşerek şehrin tamamında yaşamı durma noktasına getirdi.
Uçak ve vapur seferleri durduruldu, gazeteler ertesi gün manşetlerini “Boğaz’ı donduran kış” başlığıyla çıkardı.
Kimse bu durumun uzun süreceğini tahmin etmezken, 24 Şubat’ta Tuna Nehri’nden kopan buz kütleleri Karadeniz üzerinden İstanbul’a ulaştı ve Boğaz’ın girişini kapladı. Yaklaşık 500 metrekarelik alanı buzla dolduran bu kütleler akşam saatlerinde Boğaz’ın içine doğru ilerledi. Manzara ürkütücü olsa da pek çok kişi buzların üzerine çıkıp fotoğraf çektirmekten geri durmadı; tehlike nedeniyle kısa süre sonra bu durum yasaklandı.
Bugün geriye, o olağanüstü günleri gösteren siyah beyaz fotoğraflar ve İstanbul’un unutulmaz bir kışı kaldı.
OCAK 1963
İstanbul’da en çok kar yağan yıllar denilince en sert olanlardan biri de 1963’te yaşandı. Trakya’da başlayan dondurucu hava dalgası kısa sürede İstanbul’a ulaştı; soğuk öyle etkiliydi ki Yeşilköy’e kadar aç kurtlar indiği kaydedildi.
Terkos Gölü’nün donması nedeniyle şehre günlerce su verilemedi, birçok mahallede yakacak ve temel ihtiyaç sıkıntısı yaşandı.
Bu yılın en çarpıcı olayı ise Çatalca yakınlarında kara saplanan Edirne–İstanbul treniydi. Yolcular vagonlarda mahsur kaldı ve yoğun kar nedeniyle ekipler uzun süre bölgeye ulaşamadı. Haberi takip etmek üzere yola çıkan Hürriyet gazetesi muhabirleri Yüksel Kasapbaşı, Abidin Behpur Tapaner ve şoför Yüksel Öztürk de yolda kara saplandı. Araçtan çıkamayan üç gazeteci, tüm çabalara rağmen soğukta donarak hayatını kaybetti.
1963 kışı, yalnızca hava koşullarının ağırlığıyla değil; bıraktığı acı hikâyelerle de İstanbul’un hafızasındaki yerini koruyor.
OCAK 1969
1969 tarihinde İstanbul’da şiddetli bir kış daha yaşanmış. Büyükçekmece Gölü, Küçüksu ve Kağıthane dereleri ile Elmalı Barajı tamamen donmuş.
MART 1987
İstanbul’da en çok kar yağan yıllar sorusuna damgasını vuran 1987 kışı…
1969’dan sonra uzun yıllar boyunca İstanbul benzer büyüklükte bir kışla karşılaşmadı.
Ancak 4 Mart 1987 sabahı şehir, beklenmedik biçimde yoğun kar altında uyandı.
Yağışın şiddeti altyapıyı zorladı; birçok bölgede su ve elektrik kesintileri yaşandı. Dönemin valisi, zorunlu olmadıkça kimsenin dışarı çıkmamasını duyurdu.
Okullar başlangıçta açık kalsa da öğrenciler güçlükle yollara koyuldu; kararın değiştirilmesiyle bu kez aynı zorlukla evlerine dönmek zorunda kaldılar. Kent genelinde ulaşım neredeyse durma noktasına gelirken, yollarda kalan vatandaşlar polis araçlarıyla taşındı. Gazetelere yansıyan bilgilere göre, Anadolu Yakası’nda Kartal’dan, Avrupa Yakası’nda ise Silivri’den öteye geçişler geçici olarak yasaklandı.
1987’nin Mart ayı, İstanbul’da hayatın adeta beyaz bir sessizliğe teslim olduğu dönemlerden biri olarak hafızalara kazındı.
*TRT Arşivden bu döneme ait küçük bir haber videosu için 👉 buraya tıklayın
OCAK 2004
22 Ocak 2004, hafızalara kazınan İstanbul’da en çok kar yağan yıllarından biri olarak anılır. O gün başlayan fırtına, zamanla etkisini artırarak saatte 120 km’ye ulaşan rüzgârlar estirdi ve Boğaz Köprüsü’nün halatlarından biri koptu.
Bu durum hem şehirde paniğe neden oldu hem de ulaşımı felç etti.
TEM otoyolu yaklaşık 17 saat boyunca trafiğe kapalı kaldı, yüzlerce araç yolda mahsur kaldı.
Donma riskiyle karşı karşıya kalan sürücüler ve yolcular için çözüm olarak Hadımköy’deki 1. Zırhlı Tugay Komutanlığı kapılarını açtı; o gece bine yakın kişi orada misafir edildi.
Yağışın kendisi de alışılmışın dışındaydı. Kar, gök gürültüsüyle birlikte bastırdı; adeta fırtına şeklinde şehri kapladı. Rüzgârın etkisiyle görünmez hale gelen yollar, kapanan ara sokaklar ve çaresizce bekleyen toplu taşıma araçları, şehri tamamen yavaşlattı. Bazı esnaflar iş yerlerini gün boyunca açamadı, birçok bölgede hayat neredeyse tamamen durdu.
2004 kışı, İstanbul’un modern dönemde karşılaştığı en ani, en sert ve en hazırlıksız yakalayan kışlardan biri olarak hatırlanmaya devam ediyor.
OCAK 2012
İstanbul’da en çok kar yağan yıllar arasında anılan dönemlerden biri de 2012’ydi. İstanbul son 33 yılın en soğuk gününü yaşadı; tarihler 30 Ocak 2012’yi gösterdiğinde Çatalca’da hava -8 derece olarak ölçüldü. Kent, en son 1979 yılının Ocak ayında -7.9 dereceyi görmüştü.
OCAK 2017
7 Ocak 2017 akşamı başlayan yoğun kar yağışı İstanbul’u kısa sürede etkisi altına aldı. Şehir bir gecede beyaza bürünürken, kar kalınlığı bazı bölgelerde rekor seviyelere ulaştı.
Merkezde yaklaşık 30 cm, Çatalca çevresinde ise 122 cm ölçüldü. Bu kez şehre inen yaban hayvanları arasında kurtlar değil, Maslak civarına kadar gelen tilkiler vardı.
Yoğun yağış nedeniyle tırların trafiğe çıkması yasaklandı; kara, deniz ve hava ulaşımında ciddi aksamalar yaşandı. Kış lastiği veya zincir kullanmayan yaklaşık 250 ağır vasıta yollarda mahsur kaldı ve ekipler tarafından bulundukları yerlerden çekildi. 2017 kışı, yakın tarihin İstanbul’da görülen en etkili ve en aksatıcı kar yağışlarından biri olarak hafızalara kazındı.
OCAK – MART 2022
İstanbul’da en çok kar yağan yıllar arasında anılan son şiddetli yağış 2022 yılında oldu. İstanbul, biri Ocak ayında diğeri Mart ayında olmak üzere iki ayrı kar fırtınasıyla karşı karşıya kaldı. Bazı bölgelerde kar kalınlığı 80 cm’nin üzerine çıktı.
Yağışın etkisiyle yerel ulaşımın yanı sıra uluslararası uçuşlar da aksadı.
Havaalanlarında sefer iptalleri yaşandı, otoyollarda uzun süreli kapanmalar görüldü.
Kimi noktalarda araçlar yollarda saatlerce mahsur kaldı, toplu taşıma seferleri gecikti, şehir içi hareketlilik neredeyse durma noktasına geldi. 2022’nin bu iki fırtınası, İstanbul’un yakın döneminde görülen en yoğun ve etkili kar olayları arasında yerini aldı.
İstanbul’da en çok kar yağan yıllar denildiğinde akıllara sadece meteorolojik rekorlar değil; şehrin sokaklarını susturan fırtınalar, pencerelere vuran sessizlik ve herkesin hafızasında yer eden o beyaz günler gelir. 1929’un acı dolu kışı, 1954’ün boğazı buzla dolduran soğuğu, 1987’nin şehir efsanesine dönüşen karı, 2004’ün fırtınalı geceleri, 2017 ve 2022’nin modern hayatı durduran yağışları… Hepsi, İstanbul’da en çok kar yağan yıllar başlığı altında hem korku hem hayranlıkla hatırlanan birer dönemeçtir.
Kar, bu şehirde sadece bir mevsim değil; aksayan ulaşım, kapanan yollar ve yanan soba başlarında paylaşılan hikâyelerle bir duygu hafızasıdır. Bugün geriye dönüp baktığımızda, bu yıllar bize şunu hatırlatır: İstanbul, kar yağdığında sadece beyaza bürünmez; başka bir ruh giyinir.
Eğer bu yazıyı beğendiyseniz yorum yapmayı ve paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmasına yardımcı olmayı unutmayın.
Benzer diğer yazılarımı okumak isterseniz 👉 buraya tıklayabilirsiniz.
Okuduğunuz için teşekkür ederim ❄️
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.













